Karşınızda, Güney Afrika’nın En Ünlü Rodriguez’i!

Rodriguez

Selamlar herkese! Bir süredir bir şeyler karalamak şöyle dursun, bir şeyler okumak bile zordu benim için. Ancak bu sefer konu kendi serüvenim değil, bir garip Meksikalı’nın hayat öyküsü. Onu ben 2 yıl önce tanıdım, sizlere de tanıtmayı boynuma borç bilirim efendim.

 

Hikayemiz 1968’in Detroit’inde başlıyor. 26 yaşında bir gençtir Sixto “Diaz” Rodriguez. Sabahları inşaat işçiliği yapar, akşamları da barlarda şarkı söyler. Aile yadigârı bir gitar vardır elinde, 16 yaşında başlamıştır çalmaya. Detroit o zamanlar yıkık dökük harabe bir kenttir. Fakirlik, sefillik diz boyudur. Rodriguez de bir şekilde hayatta kalmaya çalışmaktadır. Şarkılarında özgürlüğü söyler, ne görürse onu yazar, halinden memnun geçinip gider.

Rodriguez bir taraftan şarkı söyleyedursun,  şarkılarının ünü yavaş yavaş yayılmaya başlar. Herkesin ağzında bir “Detroitli Rodriguez” vardır. Minik şânı tee plak şirketi sahipleri olan Dennis Coffey ve Mike Theodore’a kadar gider. Birlikte karar alır ve Rodriguez’i dinlemeye giderler.

“Limana yakın bir yerdi. Mekâna girdiğimizde uzaktan garip ve ruhani bir ses geliyordu.” diye anlatıyor Mike Theodore. “Etraf insan doluydu ve sahnedekinin yüzü gözükmüyordu. Bu, sizi şarkıya odaklıyordu.” Rodriguez konseri bitirir ve onunla görüşmek isteyen iki kişi olduğunu öğrenir. Dennis ve Mike daha ilk görüşmede Rodriguez’e albüm teklif eder ve tabii ki Rodriguez de kabul eder.

cold fact

“Cold Fact” albümü 1970 yılında çıkarılır piyasaya. Herkes pek ümitlidir. Mike Theodore, Rodriguez’in o zamanların meşhur rock sanatçısı Bob Dylan’a rakip olabileceğini düşünüyordur ancak albümün kaç tane sattığıyla alakalı soruya “6” cevabını vermiştir. “Albüm tüm Amerika’da toplam 6 tane satıldı. Biri bendim, biri eşim biri kızım falan işte.”

Ancak bu ikili yılmamıştır ve 1971 yılında çıkartılan “Coming From Reality” albümünde de Rodriguez’in yanında olmuşlardır. “Tam bir avareydi” diye anlatıyor Dennis Coffey. “Evsiz bir adamdan fazlası değildi. Ancak şarkıları… Gerçekten yoksulluğun şairi diyebiliriz Rodriguez için.”

71xnW-8BLeL._SL1411_

İkinci albümün tüm Amerika’da toplam satış rakamı ise kocaman bir 0’dır. Tekrardan denemeye, üçüncü bir albüm çıkarmaya karar verdiyseler de kimsede ümit kalmamıştır. Albüm çalışmaları yarıda kalır, Rodriguez de çatı işlerine geri döner. 70’lerin Amerika’sında Latin esintisi estirmeye çalışmak pek başarılı olamamıştır.

Şimdiye kadar Amerika’da başarısız olan bir Meksikalı’nın öyküsüydü okuduklarınız. Şarkılarında özgürlüğün ezgisini barındıran bir rock müzisyeninin talihsiz iki denemesiydi. Özgürlük şarkıları kime yaramıştı ki? Kime yarardı? Özgürlüğü elinden alınmış olan bir halka mesela?

“Her devrim bir şarkıya ihtiyaç duyar.” diye anlatıyor müzik bilimcisi olan Bernard Matlaba. “Rodriguez’in şarkıları artık hayatlarımızın film müzikleriydi. Şarkıların sözleri, biz mazlumları özgür bırakıyordu.” Güney Afrika o yıllarda Apartheid rejimiyle yönetiliyordu. Afrika dilinde “ayrılık” anlamına gelen Apartheid, Ulusal Parti tarafından uygulanan ırkçı ayrımcılık sistemiydi. Uzun yıllar boyunca beyaz ırkın yönetiminde olan Güney Afrika’da siyahilere uygulanan ayrımcılık, 1948 yılı genel seçimlerinden sonra resmileşerek sürmüş, 1958 yılından itibaren de yasalarla desteklenmiştir. Apartheid sistemi, insanların derilerinin renklerine göre sınıflandırılmaları sonucu, beyaz azınlık dışında kalanların vatandaşlık hizmetlerinden daha az yararlanmaları, devletin sağladığı sağlık hizmetleri, eğitim vb. lerinden daha az yararlanmaları gibi ırkçılıklara zemin olmuştur.

31pDkqOr10L

Rivayetlere göre Güney Afrika’lı bir kız Amerika’ya gider ve Amerika’dan erkek arkadaşına bir plak hediye etmeye karar verir. Plakların arasından “Cold Fact” albümünü alır ve Rodriguez’in Güney Afrika’ya ilk girişi bu şekilde olur. Olay aslında bu kadar basittir. Ardından albümü arkadaşlarına da dinletir. Arkadaşları da albümü satın almak ister ancak albümün hiçbir yerde kopyası yoktur. Çareyi o zamanların en büyük iki plak şirketinden biri olan “South African” plak şirketine gitmekte bulurlar ve albümü kopyalatırlar. Plak şirketi sahibi albümü çok beğenir ve seri üretime geçirir. Albüm, Güney Afrika’da tam yarım milyon adet satar. Rodriguez ise halkın isyan ikonu haline gelir. Şarkıları bir halkı uyanışa sevketmiştir.

Bütün olanlardan habersiz olan Rodriguez Amerika’da restorasyon ve çatı işçiliğine devam ederken, normalde Amerika’daki tüm ünlü şarkıcıların haberlerini alan Güney Afrika halkı Rodriguez’den bihaberdir. “Jimi Hendrix, Bob Dylan, Elvis Presley… Hepsinden haberimiz vardı ancak Rodriguez? Yok. Sanki hiç olmamış gibi, onunla ilgili en ufak bir haber bile yoktu.” diye anlatıyor Bernard Matlaba. “Halk arasında bir çok efsane dolaşmaya başlamıştı, Rodriguez’in nasıl öldüğüyle ilgili. Bunların en meşhuru ise çıktığı bir konserde işlerin kötü gitmesi sonucu seyircilerin Rodriguez’e domates fırlatması ve Rodriguez’in de kendisini vurmasıydı. Sahnede kendisini yaktığını söyleyenler de çoktu. Ancak Rodriguez’in nasıl öldüğünü kimse tam olarak bilmiyordu.”

Halk 1994 yılında ayrılıkçı rejimden kurtulur. Önder herkesin bildiği üzere Nelson Mandela’dır. İsyan kazanmıştır, devrim gerçekleşmiştir ve Rodriguez’in şarkılarının da buna etkisi azımsanacak seviyede değildir. Bernard Matlaba 1998 yılında doktorasını tamamlamak için bir tez konusu seçmelidir ve o da tez konusunu “Rodriguez nasıl öldü?” olarak belirler. Araştırmaya başlar. Bir internet sitesi kurar. İnternet sitesinde bir süt paketinin üstüne Rodriguez’in resmini koyar ve “Bu adamı gördünüz mü?” yazar. Cold Fact albümünün üstünde logosu bulunan plak şirketini araştırmaya başlar. Plak şirketinin numarasını bulur, üst üste 7. aramanın sonunda plak şirketi sahibi Clarence Avant’a ulaşır. O malum soruyu sorar: Rodriguez nasıl öldü? Aldığı cevap ise kalbinin hızla atmasına sebep olur: “Nasıl mı öldü? Rodriguez ölmedi ki, sapasağlam yaşıyor!”

Avant Rodriguez’in kızını arar, durumu iletir ve internet sitesini haber verir. Rodriguez’in kızı ise siteye bir yorum bırakır: “Rodriguez benim babam ve hâla yaşıyor. Şaka yapmıyorum.” İletişim bilgilerini de yazar ve yaklaşık 2 saat sonra telefonu çalar. Bernard telefonda durumu anlatır. “Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Rodriguez’in kızıyla olan görüşmemizden sonra gece 1’de telefon çaldı. Evet! Telefonun ucunda ‘o’ vardı. Rodriguez!”

8f91f6dbfae39b2f1c05f24e6f9b322d

Yaşlı bir “Alo” sesine karşılık telefondan ağlamaklı bir şekilde “Hey, Güney Afrika’da Jimi Hendrix’den daha ünlü olduğunu biliyor muydun?” sorusu gelir. Rodriguez gülümser. “Gitara hiç ara vermemiştim.” diye anlatıyor Rodriguez. “Üçüncü albüm için çalışmaya başladığımızda olmayacağını farkettik ve bıraktık. Ben yine işçiliğime geri döndüm. Ancak akşamları yine sahneye çıkıyordum. Buraya aittim.”

Bernard Matlaba Rodriguez’e Cape Town’da bir konser teklif eder. Her şeyi ayarlar. “Hiçbir şey anlamamıştım.” diyor Rodriguez’in kızı. “Birden Güney Afrika’ya konsere gideceğimizi söyledi. Uçaktan indiğimizde beyaz bir halı gördük, üstüne basmadan etrafından dolandık. Havalimanı çıkışında da bir limuzin bekliyordu. Herhalde bugün gerçekten önemli kişiler gelecek buraya dedik içimizden. Ancak tüm o hazırlıklar bizim içinmiş. Şehrin her tarafında babamın fotoğraflarının olduğu afişler asılıydı. İnanılmazdı.”

“Konser için Big Sky grubunu aradım.” diyor Matlaba. “Güney Afrika’nın en ünlü rock grubuydular ve onlara Rodriguez’in konserinde ön grup olmalarını teklif ettim. Rodriguez’in kendi orkestrasıyla geleceğini tahmin ediyorduk. Kendi başına geldiğini görünce Big Sky’a Rodriguez’in arkasında çalıp çalmayacaklarını sordum. Cevap tabii ki olumluydu.” Big Sky, Rodriguez’in şarkılarını çalışmaya başlar. Takvimler 2 Mart 1998’i gösterdiğinde ise Rodriguez, Big Sky şarkılarını çalışırken stüdyoya girer. Grup ağlayarak Rodriguez’e sarılmaya başlar.

 

 

4 gün sonra, yani 6 Mart 1998’de büyük gün gelmiştir artık. Salonda 20 bin kişi vardır ve bu sayı o zamanki şartlara göre inanılmazdır. “Daha önce sayısız kere konser vermiş gibiydi. Çok rahattı.” diyor Matlaba. “Bas gitarist ritme girdiğinde Rodriguez sahneye ayak bastı ve inanılmaz bir uğultu koptu. Tam 10 dakika boyunca Rodriguez insanların bağırış ve ağlama seslerinden dolayı şarkıya giremedi.”

Rodriguez 56 yaşında, 1998 yılında Güney Afrika’da toplam 6 adet kapalı gişe konser  vermiştir. Daha sonra ise birçok kez konserler ve televizyon programları için Güney Afrika’ya gidip gelmiştir. “Benim iki hayatım var der babam.” diyor Rodriguez’in kızı. “Güney Afrika’ya gittiğinde ünlü bir rock sanatçısıdır ancak buraya döndüğünde yine çatı işlerine devam eder. Güney Afrika’da kazandığı paranın hepsini dağıtır. Kimsesiz olmak onun gerçek kimliği.”

searching-for-sugar-man-poster-artwork-sixto-rodriguez

Rodriguez 2011 yılında çıkan Searching For Sugarman belgeseliyle uluslararası bir üne de sahip olmuştur. Hâla yaşamakta olup 74 yaşını doldurmak üzeredir. Şarkıları yolu çağrıştırır. Yol kokar. Onun öyküsü de uzun bir yol gibidir, sonu aydınlığa çıkmıştır. Kendi devrimini gerçekleştirdiğini bile söyleyebiliriz.

 

-SON-

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s